Anasayfa
Firmanızı Ekleyin
Seri İlanlar
Detaylı Arama
Samandağımız
Bültene Abone Olun
Linkler
Reklam Ver
Cemre Gazetesi
İletişim

Toplam Ziyaretçi
15588

SAMANDAĞ HAKKINDA GENEL BİLGİLER

Coğrafi konumu ve tarihi zenginliği ile Samandağ’ında pusulanız hep bir fazla yön gösterir. İki ulu dağın arasına gizlenmiş bir cennet vadisi gibi yemyeşil ve bereketli… Sahili de bir o kadar güneşli ve yaşam dolu. Samandağ bir hikaye gibi okunabilir. Gerçekle düş arasındaki bir çizgi gibi yaşanır Samandağ… Samandağ’ı anlamak için önce, tarih içinde bir geziye çıkmak gerekir. Bu gezi için günümüzden tam 2300 yıl kadar geriye gidelim.

Balkanlar’dan Anadolu’ya, Mezopotamya’dan Hindistan’a kadar her yerin Büyük İskender adıyla anıldığı yıllara...Büyük İskender’in komutanlarından biri olan Seleucus Nicator (Muzaffer Selevkiyeli) bir liman kenti kurar: Seleucia Pieria yani Selefkiye. Efsanelere göre burası adını Nicator’un babası Antiochus’tan alan Antakya’nın da ilk doğduğu yerdir. Kısaca Samandağ kent yaratan kenttir. Zamanla Antakya önemli bir yer haline gelmiş olsa bile, Samandağ her zaman bir liman bölgesi olarak hem askeri hem de ticari açıdan vazgeçilmez bir yer olarak dikkatleri çekti. Samandağ’ın günümüzde sahip olduğu kültürel renkliliği, zenginliği şehrin kuruluşunda bile mevcut olan bir şeydi, yani çok kültürlülük Samandağ’ın tarihinde vardır. Denizi, bitki örtüsü, tarımsal zenginliği ve insanlarıyla bu yöre o kadar ünlenir ki, eski tarihçiler buraya ‘Verimli Hilal’ demiş. Bizim anlatacağımız hikaye de buraya, bugün ki adıyla Samandağ’a dairdir. Musadağı ve Yayladağı arasında kalan bir coğrafyanın izini süreceğiz. Samandağ adının dönüşümü de kültürel çeşitliliğini ele veriyor

aslında. Helenistik dönemde Antakya’nın Akdeniz'e açılan bir limanı haline gelen Seleucia Pierria, Haçlı Seferleri döneminde Filistin ve Kudüs’e giden Hristiyan birliklerin aktarıldığı bir liman haline gelmiş. Bölgeye Müslümanların hakim olmasından sonra geleneksel Arapça adını almış; Süveydiye. 1948 yılında adı resmen Samandağ olarak değişse de yörede burası hala geleneksel adıyla bilinir. Samandağ’ın tarihsel hikayesini anlatmak sayfalarca yer alır, biz onu bir kenara bırakıp, günümüzde yaşanan çeşitliliğe ve doğal güzellikleri tanıtalım.


Nasıl Gelinir?

Samandağ bir sahil bölgesi olmasına karşın ulaşım bugün en kolay, Antakya üzerinden yapılıyor. Antakya-Samandağ arası işleyen minibüslerle 20 dakikada ilçe merkezine varıyorsunuz. Samandağ’a gelirken yeşillikler arasından uzanan yolunuzun üzerinde birçok belde tabelası görürsünüz. Özellikle yolun sol tarafında St. Simeon Manastırı’na giden yönü gösteren tabela ilginizi çekebilir. Bir sütun üzerinde 40 yıl yaşadığına inanılan Aziz Simeon’un kurduğu bu manastırda ‘Terk-i Dünya’ tarikatı doğmuş, yayılmış. Bu manastır kalıntısına çıkmak için Değirmenbaşı Beldesi’nden ayrılan yola girebilirsiniz. Samandağ ise dümdüz önünüzde ilerleyen yolun sonunda sizi bekliyor. Yolunuz ilerledikçe yeni yapılmış, satışa hazır tandırları yol kenarında dizi dizi görürsünüz. Samandağ’ın özellikle merkezden biraz uzaktaki yerlerinde her evin bir tandırı var, ekmeklerini kendileri yapıyorlar. Samandağ’ın inanılmaz güzel tandır ekmeği var, hem kokusu hem tadı damağımında kalıyor. Samandağ’a girdiğinizi Fevvar Çayı üzerindeki küçük köprüden anlayabilirsiniz. Artık resmen Samandağ’dasınız. İlçe meydanında küçük bir park bulunuyor. Yemyeşil olan bu parka yöre halkı Küçük Alan diyor. Çevresinde küçük dükkanlar, mağazalar, pastaneler var. Meydanda Antakya-Sahil yönünde çalışan minibüslerin de katıldığı yoğun bir araç trafiği yaşanıyor.


Samandağ hakkında daha fazla araştırmak yapmak için tıklayınız.

Samandagrehberim.net bir CEMRE YAYINCILIK hizmetidir.